Adımı Değiştirip Ölüyorum
Adımı Muhittin olarak değiştirip hayatıma son veriyorum. Muhittin ölüyor ben yola devam ediyorum.
İnsanların salak yanlarını görüyorum bazen. Üzülmüyorum.
Küçük düşünüyorlar mesela. Küçük karlar büyük zararların tehlikesinden daha güvenli geliyor .
Sonra ara yaşamlar. Hırssız ve renksiz günler geliyor. Bazen sıfır noktasını da görmek güzeldir aslında.
Ama çoğuna bu züğürt tesellisi geliyor. Talihin elinde değil-bir kadının da elinde oyuncak oluyoruz.
Hep derim zaten-bir kadını sevmeye başladığımız an onu kaybediyoruz. Ve ne yazık ki bir kadına kimi zaman onu ne kadar sevdiğimizi gösteremiyoruz. Konunun bu kısmını hemen siktir ediyoruz.
Neden gidene hep gel diyoruz. Gidenlerin genelde kadın olması da komik değil mi özünde.
Ve ara sokağa yürürken arkasına bile bakmaması. Ah ne kadar yalandır kimi zaman bir kadının ağlaması.
Adını Çiçek olarak değiştirip seni koparıyorum. Ve sonra bir mezara dikiyorum. Bunu kendime hiç yakıştıramıyorum. Ama aferin diyorum kendime.
Rakı içmeye gidiyorum. Olmuyor. Üzgünken şarkılar dokunuyor. Garson soruyor alışkın olmadığı üzgün yüzüme.
-Abi ne oldu? Diyorum ki-Muhittin öldü mezarına çiçek diktim-becersem üzerine işeyecektim.
Ben ne tutarsız biriyim. Eve geliyorum. Bakmadı değil mi ardına diye motorumun plakasına soruyorum.
Plaka diyor ki-ben neden evdeyim. İki gün önce düştüm ya.
Uyusam diyorum sabah uyandığımda her şey sahlep içilen bir Ortaköy gecesine dönse diyorum.
Ama sabah olduğundan o gece olmuyor bir türlü. Zaten sabah yatıyorum o zaman bana gün doğmuyor ki.
Günün ebesi benim. Ben doğuruyorum her sabah. Hay ebesine diyeceğim de-diyemiyorum.
Sanırım bahçeye çıkacağım.
Biraz üşümek istiyorum.